Ummadık Daş Baş Yarar

Anneler Günü Yazısı

59

Annem’e;

11 Mayıs 2020

18’lerinde babamla bir yuva kurmaya karar vermiş annem. Hep der ki  “Baban top oynardı dışarda çocuktuk daha biz kızım.” Çocukluğun yerini gençliğe bıraktığında ise 23 yaşlarında 3 çocuklu bir anne olarak cennet ayaklarının altına veriliyor.  İki abim bir ablam var aralarında birer yaş, hepsinin benimle ise en küçüğüyle bile 11 yaş fark…

Ben bolluk zamanına denk geldiğim için sıkıntının maddi yoksunluğun daha az olduğu bir dönemde anne ve babalık duygusunu daha yoğun yaşamışlar.  Bu sırada gençlik yerini yetişkinliğe bırakmış oluyor. Annemin ve babamın 30-45 yaş aralığı bizim evin en güzel yıllarıydı. 4 kardeş yan yanayız kavga gürültü…

Küçük Esma evin oyuncağı gibi tombik yanaklı bir bebek herkes onunla oynuyor bazen kavgaların sonu,  harlı bir ateşi söndüren saf ve berrak su… 4 çocuğun birbirini yediği evde babam işte annemse başımızda nöbette. Babam eve geldiğinde bazen sinirli bazen karnı aç (erkeklere giden yol mideden geçer diyorlar ya hani) işte anneler bunların üstesinden gelebilen tek kadın.

Ve annem tüm zorlukların arasında bizlerin ayağına taş değdirmeden büyüttü. Hepsi evlendi yuva kurdu torun sahibi oldu. Bu sırada evde kalan tek çocuk bendim. Liseyi bitirdim. Üniversitede yollar ayrılmaya başlamıştı. Annem tabii ki dikiş iğnesinden sabunluğuna kadar her şeyi düşünmüş valizimi bir güzel doldurmuştu. Yolculuk vaktiydi. Yurt kapısında eller salladığın da babamın burnunda bir sızı anneminse yüreğinde kocaman bir korku. İlk ayrılışımız başlamıştı böylece.

Üniversite de param bitti demezdim ama annem hemen anlardı, ben bitti demeye kalmadan babama mesajı verirdi. Yurda sürekli kutu kutu reçel turşu gönderirdi. Sihirli elleri olmalı annelerin yahu bir parmağını değdirse annem güzelleşiveriyor her yer. Sürpriz yapıp memlekete giderdim. Annemi arar anne ben geldim uyan derdim. Annem benim geldiğimi anlayıp sabah namazından sonra uyumazdı yaa. Sesinde bir telaşe; hemen sobayı yakayım üşümesin Esma telaşesi. Birbirimizi öper koklar; yeğenler, ablamlar, yengemler doluşuverirdi eve. Bacası daima annemin aleve verdiği ateşle tüterdi evimizin. Babama bize kıyamaz senelerce kendi kaldırırdı kovayı. Sobası olanlarında gözünde canlanmıştır o ağır kova… Böylelikle üniversiteyi de bitirdim. Artık yetişkinlik yerine yaşlılığa bırakmıştı. Babam da annem de benim güzel bir yuva kurmamı evlatlarımız yerlerinde mutlu çok şükür deyip gözümüz arkada kalmasın demeyi istiyorlardı. Artık Esma da uçtu yuvadan.

Annemi ne zaman fark ettim biliyor musunuz? Evlilik telaşlarımda. İstediğim her şey olsun diye parasını kenara attı. Ben yapamam bilemem diye envai çeşit reçellerle dolabımı süsledi. “Elemneşrahleke” oku kızım diyerek öğütler verdi. Ben yorulduğum da güç oldu. Yaa anlayamıyorum annem yorulduğun da ona kim güç olmuştu. Annesi babası vefat etmişti. Ben bunu fark etmedim. 22 yaşımda annemin kendini ilmek ilmek işleyip en güzel sanat eserini bize feda edişini fark etmemiştim. Her kız kaç yaşında olursa olsun evlense de okusa da annesinin sesini bir gün duymasa endişelenir. Annemin de içinde endişeleri, çıkmazları hayalleri bilmediğimiz bir sürü gerçeklik vardı belki de. İşte anladığım vakit anneme hasret kaldığım vakitler bir gün anneler günü değil, her gün her saat her dakika anneler günü. Annemin günü. Kime zaman duygularını göremediğim, hissedemediğin sana evlat olarak yeterince evlatlık yapamadığım için affet anne.

Kızın Esma…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.