Ummadık Daş Baş Yarar

Benlik Yolu

111

Kendi benliğimizi bulmak bu kadar zor mudur? Ya da bir arayış içinde olmak…

Peki hayata dair yaptığımız planlar bizi nereye götürüyor?

Siz umut vagonunu bilir misiniz? Umut vagonumun nasıl yola düştüğünü…

Buna öncelikle “umut” kelimesinin anlamıyla başlayalım: “Ummaktan doğan güven duygusu, ümit “ veya “Bu duyguyu veren kimse veya şey” olarak tanımlamakta. Ummak ise “Bir şeyin olmasını istemek, beklemek” veya “Sanmak, tahmin etmek” olarak tanımlanmıştır.

Aslında bunların hepsi bir hedefimizin olup olumlu bir şekilde ummaktan umuda bağlamaktan geçer. İnsan mutlu olmak, hayata bağlanmak için umut etmeli. Umut olmadan hayat boş bir kavanozun içine konulmuş böceğin yaşamak için bir müddet savaş verip ölmesi gibidir. Umudunu yitirme, şu hayatta bir şeyin bitişi, her zaman başka bir şeyin başlamasına sebep olmuştur. Yahya Kemal Beyatlı mısralarından kaleme alınmış şiirini ekleyerek devam edelim;

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.

Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.

Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va’desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı

Her bir başlangıcın bir sonu vardır ve ondan doğan yeni bir başlangıç. Sonbahar aslında nasıl da güzel anlatıyor bunu. Yaprakların döküldüğü havada sürekli kara bulutların olduğu, ıslandığımız, yıprandığımız ve çok üşüyeceğimiz zamanların habercisi. Fakat aynı zamanda dökülen yaprakların yeniden çiçek açtığı, ekilen tohumların bir bir serpildiği ilkbaharın da müjdecisi. İşin özü; umut baki insan fani. Nedir ki şu fani dünya?

İlkbaharın çiçekleri, her yerini misler gibi güller, sümbüller, menekşelerin kokularıyla sarsa dört bir yanımızı karanlık olan dünyamızı aydınlatsa, ben de umut vagonuma binip yola düşsem. On sekiz yaşında belki bazılarına göre aklı beş karış havada deyimiyle tanımlanıyor olabilirim bu yolda. Hayat kimine güler kimine ağlar işte ne desek kafi olmaz asıl önemli olan benliğimizi bulmak. Ben benliğimi arıyorum arayış içindeyim aslında. Umut vagonum da böyle yola çıktı.

Hayat yaşanılması güzel anlatılması zor bir andır. Her karanlık gecenin aydınlığa çıkacağı bir gündüz misali. Ben karanlık gecemin aydınlığa çıkacağı zamanlardayım. Hiç kimseye göre değil kendime ait olan hayatı bulma peşindeyim aslında, bu kadar da kolay. Zorlaştıran da kolaylaştıran da insanlar işte. Kime göre neye göre davranış sergilendiği sonu olmayan uçsuz bucaksız bir diyar.

Tek bir başarı vardır aslında; o da kendi yolumuzda yürüyebilmektir. Hayata dair ne istiyorsan ne yapmak istiyorsan asla vazgeçme. Sonuna kadar savaş yenileceğini bilsen de o savaşta yenemesen de aslında sonuna kadar savaştığın için büyük bir başarıyı yakalamış olacaksın ve kaybetmeyeceksin. Her daim bastığın adımdan emin ol ve kararlı bir şekilde ayakta dur. Umut vagonun yoluna devam etsin.

Cümlelerime son verirken sana sözüm: SEN, SEN OL İSTEDİĞİN HİÇBİR ŞEYDEN VAZGEÇME.

Betül Beyza MADENCİ

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.