Ummadık Daş Baş Yarar

Cengiz Aytmatov

101

Türk sinema seyircilerinin, Kadir İnanır ve Türkan Şoray hayranlarının aklına kazınan sahneleri, kulağında yankılanan replikleri ile Selvi Boylum Al Yazmalım kimin kaleminden çıkmıştır biliyor musunuz? Yetmişlere damga vuran filmin senaristi Ali Özgentürk, yönetmeni Atıf Yılmaz ve elbette Kadir İnanır ve Türkan Şoray filmi bir sinema kültü hâline getirmişti. Herkesin aklına “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti… “ repliği ile akıllara kazınan filmin yüreğimizi delen sahnelerinin aslı ise 1970 yılında yazılmış bir öyküye dayanmakta. Bu öykünün asıl sahibi olan Cengiz Aytmatov’un hayatı da adeta bir film.

Kırgızistan’ın, Türk dünyasının ve hatta 20. yüzyılın önemli yazarlarından birisi olan Cengiz Aytmatov 12 Aralık 1928’de Manas’ın karargâhının bulunduğuna inanılan Talas vadisindeki Şeker köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Törökul Aytmatov devlet adamı, annesi Kırgızistan’ın Isık Göl bölgesinde doğmuş Tatar asıllı Nagima Aytmatova da öğretmendir. Ailenin dört çocuktan ilki olan Cengiz Aytmatov’un İlgiz isimli bir erkek, Lyutsiya ve Roza isimli iki kız kardeşi vardır.   Cengiz Aytmatov’un babası Törökul Aytmatov 1937 yılında Stalin tarafından milliyetçilikle suçlanarak esrarengiz bir şekilde yok edilen aydınlardan biridir. Bu o yıllarda 9 yaşında olan Aytmatov’un hayatında önemli bir dönüm noktası olacaktır. Küçük Cengiz büyümesine rağmen içindeki yaralı çocuk eserlerinde farklı adlarla yer almaya devam etmiştir. Küçük Cengiz, hayatının çok erken yaşlarında babasızlık, savaş ve yokluk görmesine rağmen okumaya ve yazmaya olan aşkından vazgeçmemiş ve eğitim almaktan da vazgeçmemiştir.

1945 yılında savaş sona erince okuluna devam eder. 1946 yılında sekizinci sınıfı bitirdikten sonra Jambıl’daki veteriner okuluna başlar ve okulu 1948 yılında pekiyi derecesi ile bitirir. Aynı yıl Frunze’deki Kırgız Ziraat Enstitüsünü kazanır ve buradan da 1953 yılında mezun olur.

Eserlerine doğup büyüdüğü yer ve okulda kazandığı hayvanları ve doğayı gözlem yeteneği hem mekan tasvirlerinde hem de karakterlerinde yansımıştır. Aytmatov’un ilk eseri, 1952 yılında Pravda gazetesinde yayımlanan Gazeteci Cyuda’dır. Bu hikayeyi 1957 yılında yayımlanan Yüzyüze takip eder. Bu yıllarda Aytmatov’un yazmaya olan ilgisi ve sevgisi tekrar artmış ve bunu profesyonel bir eğitimle taçlandırmak ister ve Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü’ne kabul alır.

 

“Beyaz Gemi”si Issık Köl’e uzaktan bakan ve o gölden babasının çıkmasını bekleyen adsız bir çocuğun hayal dünyası ile Kırgız halk masallarının iç içe geçtiği fakat sonu kötü biten bir masalı andırır.

Cemile’si ; Toprak Ana’sı ; Gün Olur Asra Bedel’i ; Cengiz Han’a Küsen Bulut’u ve daha niceleri ile dünya edebiyatına adını altın harflerle yazdıran Cengiz Aytmatov’un eserlerinden birini okumanın tam da sırası değil mi sizce de ?

İyi okumalar dileriz.

 

Nurcan Yıldız

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.