Ummadık Daş Baş Yarar

Orta Asya’ya Bir “Gönül” Yolculuğu

198

UNESCO 2020-2021 Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri UNESCO 40. Genel Konferansında onaylanmak üzere UNESCO 206. Yürütme Kurulu’nca kabul edildi. 2020 yılı için ülkemizin önerisi Azerbaycan,  Kazakistan,  Kırgızistan, Moğolistan ve Özbekistan’ın desteğiyle Bilge Tonyukuk Abidesinin Dikilişinin 1300. Yıl Dönümü; UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı’na alınmak üzere Genel Konferansta karara bağlanmak suretiyle Yürütme Kurulunca kabul edilince gözler Bilge Tonyukuk’a çevrildi.

Arama motorları bizi tarih kitaplarına ve ansiklopedilere yönlendirdi ancak okuması daha zevkli olan bir alan daha var : tarihî romanlar ve elbette bizim romanımız “Gönül Hanım”. Gönül Hanım Türk edebiyatında Orta Asya’dan, Türk yazıtlarından ve Türklerin belki de romanın yazıldığı döneme dek tarihine ve kültürüne sahip çıkmaları açısından yaptıkları çeşitli hataları dört ana karakteri üzerinden gözler önüne seren bir eser. Öncelikle Tasvir-i Efkar gazetesinde tefrika edilmiş ve gazete koleksiyonlarından Fethi Tevetoğlu tarafından gün ışığına çıkarılmıştır. Günümüzde böyle bir gelenek olmasa da bir dönem “tefrika hâlinde” yani “parça parça” yayınlanan eserler son derece revaçta imiş.

Yazarımız Ahmet Hikmet Müftüoğlu (1870-1927) , kendi döneminin önemli diplomatlarından biri. Görevli bulunduğu yerlerde yaptığı gözlemleri de Gönül Hanım’a taşımış olsa gerek çünkü romanımızın ana karakterlerinden Macar Kont Béla Zichy, Müftüoğlu’nun bir dönem görevli bulunduğu Macaristan’dan.

Bir Türk subayı olan Mehmet Tolun Birinci Dünya Savaşı döneminde Sibirya’ya esir düştüğünde bir fabrikatör kızı olan Gönül Kaplonof ve ağabeyi Ali Bahadır  ve Kont Béla ile karşılaşır. Dört maceraperest adını Ruslardan duydukları Orhun Abidelerinin peşine düşmeye karar verir.

“Yazık ki, atalarımızın, millî namusumuzun beşiği olan ilk yurtlarımıza şimdiye değin ne Türklerden ne Tatarlardan ilmî bir heyet gidememiştir. Mevcudiyetinden haberdar bile olmadığımız tarihimize ait yadigârlardan Orhun, Turfan abidelerinden, muaharrerâtından (yazınından), vesikalarından (tarihî belgelerinden) ırkımızın en yaman düşmanları olan Rus seyyahları sayesinde malumat(bilgi) alabildik. (sf.17.)”

Moskova’dan başlayan tren yolculuğunda onlara eşlik etmek adeta tarihte kaybolmak için okunmalıdır “Gönül Hanım”. Kaybolurken içinde kendinizden bir şeyler bulacağınızı düşünüyoruz. Kendi ana dili dışında Rusça, Fransızca, Almanca bilen; okuduğu kitapların güzel ifade tarzının etkisinde kalan, altı yıl piyano ve resim dersleri alan Gönül Hanım’ın 19.yüzyılda yazılmış bir romanda karşımıza çıkması Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun gelecekte Türk toplumunda görmeyi hayal ettiği “öncü kadın”dır da aynı zamanda çünkü bu yolculuğa da Gönül Hanım’ın ısrarı ile çıkılmıştır.

Tolun, bu ilk Türk tarihî ve ilmî seyahatine “Gönül Hanım Sefer Heyeti” adının verilmesini teklif eder bu yüzden. Türk genci Tolun Türk kadınına değer veren veren bir adamdır fakat Gönül Hanım’ın güçlü duruşu karşısında kendini yetersiz hissedip bir türlü ona açılamaz. Tolun Bey için bu macera aynı zamanda günden güne zekası, bilgisi ve görgüsüne hayran olduğu maceraperest Gönül Hanım’a aşık olması ile karışır.Bir de rakibi Béla vardır. İki adam bu yolculukta kendi kimliklerini ve halklarını da sorgular. Yolda parlak bir çakıl, taze bir çiçek, ölmüş bir böcek bulsa hemen Gönül’e veren Kont’un yaptıkları ona yakışır, sevimli dururken Tolun Bey aynı şeyleri kendisinin yaptığında kabalıkla itham edileceğinden korkar. Kont‟a karşı kıskançlık duysa da kusuru yine kendi beceriksizliğinde arar; “erkeklik kibrinin incinmesi” (s. 17) korkusundan kaynaklandığını düşünür.

“Gönül bir kale olmalıydı. Ben onu bütün cesaretimle, bütün irfanımla zaptetmeliydim. O zaman ruhum memnun, gönlüm rahat olurdu (s. 91)” diye kendini eleştirir yol boyu tuttuğu günlüğüne de yer yer bu serzenişlerini kaydeder.

“Gönül Hanım Sefer Heyeti”nin yolda başlarına gelenler , bunlar üzerine yaptıkları değerlendirmeler, aralarındaki tatlı atışmalar ve satır aralarında bize verilen çeşitli bilgilerle yapacağınız bu yolculuktan oldukça keyif ve bilgi alacaksınız.

Roman’ın geçtiği 1917 ve bunu takip eden yıllara bir zaman yolculuğu yaparken hoşunuza giden cümleleri ve çıkarımlarınızı bizimle de paylaşınız bu yolculukta yol arkadaşlığı edelim. Şimdiden iyi okumalar …

Yazarımız

Nurcan Yıldız

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.