Ummadık Daş Baş Yarar

Sarılma Makinasi Mucidi: Temple Grandin

31

Yönetmenliğini Mick Jackson’un yaptığı 2010 yılına ait drama, biyografi filmi…Gerçek  hikaye olan film bir otizmlininin başardıklarını ve insanlığa kazandırdıklarını anlatıyor.

Golden Globe ve Emmy başta olmak üzere birçok ödüle aday gösterilen ve dört dalda ödüllü film. Başrolü ise Homeland’ten Ajan Carrie Mathison olarak tanıdığımız Claire Danes üstleniyor. Yardımcı rollerde ise Julia Ormond ve Catherine O’Hara.

Hikayenin hayat kahramanı Temple Grandin şu an 72 yaşında  Amerikalı hayvan bilimi uzmanı ve Colorado Devlet Üniversitesi’nde profesör, yazar, otizm aktivisti ve hayvancılık sektöründe hayvan davranışları alanında danışman.

Film Başlıyor…

Temple Grandin bir otizmli çocuk olarak dünyaya geliyor. Bebeklikten çocukluğa geçişte; yaşı ilerledikçe gittikçe agresifleşen, dört yaşına kadar konuşamayan kız, annesinin çabalarına rağmen tepkisizliğini sürdürür.

Otizmli insanların yaşamlarının ilk yıllarında sıkça rastalanan belirtiler filmde de yer almaktadır. Bununla birlikte göz teması kurmama, seslere kayıtsızlık,  jest ve mimik kullanımında hiç derecesi, dönme ve sallanma da başlıca belirtilere örnek gösterilebilir. Temple film de ‘’sallanmak ve dönmek güzeldir.’’ diyor. Otizmlinin içinde mutluluk hissettiği anlara örnek sallanma ve dönme davranışlarını yaptıkları anlardır.

Ona 4 yaşında otizm teşhisi koyan doktor, artık konuşamayacağını ve akıl hastanesine yatırılması gerektiğini annesine söyler.

Olay 50’li yıllarda yaşandığı için o  yılların paradigmalarını, teorilerini unutmamak gerekir. Günümüzde otizmliler akıl hastanelerine ve bu türevde yatılı bakımevlerine yönlendirilmiyor.

Temple’ı akıl hastanesine yatırmayı reddeden annesi, onun eğitimini birebir olarak evde veriyor.  Temple, kendi kendine giyinmeyi ve sinir krizlerine hakim olmayı biraz olsun öğrenmeye başlamıştı. Akşam yemeği masasında nasıl davranması gerektiğini biliyordu. Annesi ona konuşmayı öğretmişti. Konuşmamaya öğrenmesiyle Temple artık yaşıtları gibi okula başlayacaktı.

Temple’ın fotoğrafik hafızası….

Özellikle okul sahnelerinde sık sık karşılaşacağınız durum. Kitabın üzerine bakıp fotoğraflarcasına hatırlayabiliyordu. Görsel hafızası Google arama motoru gibi. Yani bir kelime söylediğinde o kelimeye ait belleğine girmiş olduğu, gördüğü görselleri hatırlayabiliyor. Filmde gördüğü tüm ayakkabıları hatırlayıp hatırlamadığı sorulduğunda, Temple sonsuz bir listenin ayrıntılı bir açıklamasını başlatır ve müthiş bir anıyı ortaya çıkarır.

At dendiğinde gördüğü çoğu atı hatırlayabiliyor fakat ölüm dendiğinde ise bir atın ölümü şeklinde hatırlayacaktır.

Bu soyut kavramları ya da deyimleri tam olarak kavrayamama durumu tipik çocuklarda 12 yaşına kadar görülse de 12 yaş sonrasında normal yetişkin gibi düşünmeye başlarlar, otizmli çocuklarda ise daha daha ileri yaşlarda da şemaların görsel ve somutsal olması görülmektedir.

Temple’ın episodik hafızasını inceleyecek olursak çoğu otizmli gibi ortalama popülasyona oranla aşağı seviyelerde. Olayları oluş sırasına göre hatırlaması, aktarması görsel hafızaya oranla düşük seviyede.

Yapılan çalışmalar  hipokampus, amigdala ve frontal korteksin yapısal ve işlevsel bağlamda tipiklere göre otizmlilerde farklı olduğu yönündedir. Bu sebeple ve otizmin psikolojik yönü dışında aynı zamanda norölojik bir bozukluk olması hafıza çeşitlerindeki farklılarının etkenleri arasında olabilir.

Kayıt Cihazı Temple

Temple lisede arkadaşlarının sorduğu soruya cevap değil de soruyu tekrar etmesi sebebiyle arkadaşları tarafından alay konusu olmuş ve Temple’a kayıt cihazı diye hitap etmeye başlamışlar.

Gelişim literatüründe buna ‘’ekolali’’ denir. Konuşmalar çocukluk çağında belli bir dönem yer edebilir fakat bu dönem tipik çocuklarda 2.5-3 yaşlarında sonlanır, otizmli çocuklarda ise devam ettiği gözlenir.Ekolali iletişim becelerinde gerilemeye yol açabileceği nden Temple’ın da hikayesinde gördüğümüz gibi sosyal iletişim olarak olumsuz etkilemektedir.

Temple, okuldaki fen bilimleri öğretmeninin kendisini desteklemesi ve kendini kurtaracak hayat felsefesini aşılaması üzerine yaşamında yeni bir kapı açar.

Fen hocasının ondaki inanılmaz görsel zekayı fark etmesi, onun hayatında bir dönüm noktası olur. Hem öğrenmesi kolaylaşır, hem de kendini kendine ve sosyal çevresine ispatlamayı başarır. Böylece özgüveninde artma başlar.

Bir Çiftlik…

Teyzesiyle kaldığı yaz Temple için bir viraj. Bu çiftlik onun için tam bir öğrenme, keşfetme zamanı olacaktı. Hayvanlara olan yoğun ilgisi, merakını artık hayvanlarla bir arada olduğundan artacak ve gelişiminde olumlu ilerlemeler sağlanacaktı. Teyzesinin de Temple’ın durumunu  kabullenişi ile gelişimi ilerleme kazanıyor.

Odasının kapısına ‘’Temple’ın Odası’’ yazıyor. Temple’da  aitlik ve ‘’ben’’duygusu destekleniyor.

Bir levha ile ben duygusunun Temple’ın çalıştığını şu sahne ile anlıyoruz. Evin temizliğine gelen kadının o levhayı düşürmesi ve yerden kaldırmaması üzerine Temple’da sinirlenme, aşırı duygulanma ve tepki hali görülmektedir.

Bunun sebebi yaşam alanında aitliğine ve ‘’ben’’duygusuna yönelik olan somut varlığın kaybetmiş hissi olması.

Otizmde geç gelişen ben, benlik ve aitlik duygusu bu gibi ‘’somut’’ çalışmalarla desteklenmelidir.

Teyzenin, otizmli olduğu için her davranışında aşırı sert ya da aşırı hoşgörülü tepkiler vermemesi Temple’ın kendisini dışlanmışlık hissinden uzaklaştırıyor. Teyzesinin gün içinde ondan yardımlar istemesi, birlikte iş yapmaları Tempe’ın becerilerinde ilerlemeler sağlıyor ve böylece yargısız bir ortam oluşuyor.

Otizm’de duygular/ duygulanımlar?

Otizmi olan bireylerin duygu durumları arasındaki bağlantıyı kurabilmeleri  önemli ve bir o kadar da otizmliler için kompleks bir kavramdır. Duyguları ifade etme, jest ve mimiklerde zorlanmalar görülebilir. Özellikle de birden fazla insan arasında gerçekleşen sosyal etkileşimlerde duygularını ifade etmekte zorlanmalar ve çekinceler yaşarlar. Filmde özellikle okul sahnelerinde bunu farkedeceksiniz. Bu bilgi ile filmin final sahnesini karşılaştırmanızı öneriririm.

Temple’da  duygu ifade etme konusunda sorunları olduğunu fark eden teyze duyguları nasıl ifade edildiğine dair resimlendirme çalışmaları yapıyor. Böylece Temple’ın görsel hafızası ve duygu öğretimi bütünleştiriliyor.

Temple’da kuvvetli olan görsel zeka ile daha sağlam ve kestirme yoldan öğretim sağlamaya çalışıyor.

Burda bir yönden de aile yatırımının çocuk üzerindeki olumlu çıktılarını görebiliriz. Aile çocuğunun öğrenme biçimini fark ederek o biçimde ve destekleyici modellerle zor olarak gözüken konularda çocukların da öğrenme sağlayabilir. Özellikle de özel çocuğa sahip ailelerde iç motivasyon önem kazanıyor. Aile motive ve istekli şekilde çocuğa öğretim amaçladığında Temple örneğinde olduğu gibi pozitif çıktılar alınabilir.

Aşırılıklar…

Otizmli insanlarda aşırı hassasiyet ve aşırı duyarlılık çoğunlukla görülür. Otizmli çocuklar floresan ışıklar altında ışığın titreşimini dahi fark edebilirler ve onlar için tüm oda titreşir. Bu bir örnekti, hassasiyet ve duyarlılıkları oldukça çeşitlidir. Otizmlide birden fazla duyarlılık ve hassasiyette var olabilir. Bu noktada Temple’ın bir hassasiyet ise:dokunma. İnsanlarla fiziksel temas Temple için son derece tatsız gelen, neredeyse dayanılmaz  duyusal bir deneyim, insanlara dokunmaktan kaçınan Temple ama rahatlıkla hayvanlara dokunabilmektir.

Bunu bir çerçeveye alacak olursak; otizmdeki davranışları bir fark olarak değil , farklı bir bilişsel tarz olarak anlamlandırmaya çalışılmalı , bu farklılıkların sadece bilişsel alanda değil, aynı zamanda duygusal alanda da, tipik olmayan bir ifade yolu ile ifade ettiklerini düşünmek  mantıklı olacaktır.

Sarılma Makinesinin Mucidi: Temple Grandin

Çiftlikte geçirdiği zaman sürecinde Temple bir şey fark etti ve sorguladı.Hayvanları aşı yapımından önce sakinleştirmek için etrafından baskılayan bir cihaza sokuyorlardı.Teyzesine bunun sebebini sorduğunda hayvanları sakinleştirmek cevabını alınca kafasında yine bir görsel belirdi. Kendisi için de kriz anlarında sakinleşebilmek ve sarılma hissi uyandırması ona iyi gelebilirdi. Filmin bir sahnesinde de hayvanların makinesine kendisini yerleştirerek rahatladığını fark ettiği bir an var. Bunun üzerine insanlar için bir sarılma makinesi tasarladı. Üniversiteye geldiğinde bu tasarımının birçok insan üzerinde de rahatlama hissi uyandırdığını kanıtlayan bir makale hazırladı.

Bakıldığında tipik sarılma ve Temple’ın sarılma makinesindeki ortak nokta: sarılma eylemi fakat buradaki fark sosyal ilişki bazında oluyor. Temple bir sosyal ilişki bağına girmeden sarılma sağlıyor.

Hayatı başka gördüğünü ve farklı bir yaşamı olduğunu  topluma kanıtlamak için çaba sarf eden Temple, kendi duygusal eksikliğini gidermeyi ve hayvanlara daha “insancıl”  hizmetleri verilmesini sağlayan keşifler yapıyordu.Bir levha ile benlik duygusunu içselleştiren Temple farkındalığını en üst seviyeye taşıyarak otizmli bireyler için de akademide çalışmaya başlıyor.

Film gerçek bir hikaye olmasıyla etkileyiciliği artıyor. Filmin final sahnesi Temple Grandin dilinden özet nitelikte.

Grandin’in sık sık dediği gibi “bir kapı açıldı ve ben o kapıdan geçtim”

peşin hükümlerimizi, kalıplarımızı bir köşeye değil hayatımızdan tamamen atarak her kapı ardından yeni bir kapının, yeni bir öykülerinin açıldığını beynimize not düşmemiz gerekiyor.

Bu yazıyı otizmli bir insanla hayat geçiren biri okuyorsa, unutmayın otizmliler dünyayı başka bir gözle görebilenler. Her şey olması gerektiği zaman denilen o zamanda olmayabilir.  Bekleyişleriniz boşunalık değil ümittir.

Temple Grandin’in annesi makineye sarılan kızının kendisine sarılması için yıllarca bekledi. Ve o kız sarıldı.

Umutla.

HİLAL KARTAL

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.