Ummadık Daş Baş Yarar

Toprak

101

Dün, Bugün, Yarın…

Sevdâsı oldun rüzgarın, umutların ve o gül yüzlü çocukların.
Sende bulduk geçmişimizi, hayallerimize katıp senle kurduk geleceğimizi.
Sende doğduk, sende can verdik ve sende yeniden hayat bulduk.
İnandık sâyende, biten her şeyin eskisinden daha güzel başlayacağına…

İlkbaharda ağaçlarla beraber gönlümüzü de çiçeklendirdin.
Yeşerdik kuşların cıvıltısıyla yapraklarda.
Sonbaharda, o yemyeşil yaprakları kendi rengine büründürdün.
Ve sînende gizleyip en güzel haliyle sundun doğaya.

Gün geldi en yakınlarımızı, ayrılamam dediğimiz sevdiklerimizi, emânet ettik sana.
Onların ardından gözyaşlarımızı yine sana döktük.

Üzerinde kavgaya tutuştuk, kan akıttık ve kirlettik seni acımasızca.
Her şeye rağmen unuttun,
Belki sîneye çektin tüm kötülüklerimizi.
Ve yağmurun ardından dünyanın en güzel kokusunu tattırdın bize.

Bazen susuz bıraktın,
Kim bilir kaç zamandır açmadığımız ellerimizi duaya açtırdın,
Ardından şükrü hatırlattın.
Gurbete gittik, kokuna hasret bıraktın ve kavuştuk.
Rengârenk çiçekler serdin ruhumuzun karanlıklarına.
Velhasıl Toprak;
Çok çektin nazımızı, en çok da kahrımızı.
Ne yapalım?
İnsanız biz de,
Senle başlayan yolculuğumuz sende bitecek elbet.
Bu yüzden darılma bize ve aç kollarını.
Bir anne gibi.
Tüm yaptıklarımıza rağmen bas bağrına.
Kabul et ilticâmızı Yaradan’ın hatrına.

ABDULKERİM KESKİN

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.