Ummadık Daş Baş Yarar

Toprakta Unutulanlar

65

Ah insanoğlu uslanmazsın, anlamazsın yaptığını kaybetmeden. Ne kadir bilirsin ne kıymet, yapılan
iyiliği hemen unutursun ama kötülüğü bir ömür damarlarında taşırsın. Ne yaparsın işte nankörsün.
Peki hiç merak ettin mi nedenini? Dur ben söyleyeyim; aslından uzaklaştın, topraktan kaçıp betona
sığındın, farkında olmadan her attığın adımda her aldığın nefeste biraz daha kaybettin vicdanını.
Merhametsizleștin, tahammül edemez oldun, defalarca duydun bu dediklerimi belki ama yine de
akıllanmadın, kazmayı her seferinde daha derine vurdun. Peki ne kazandın? Kibirden, anlayışsızlıktan
başka ne var elinde? Büyük usta Aşık Veysel boşuna yazmamıştı şu mısraları:

“Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır.“

İşte birçok şeyin özeti, körlüğümüzden göremediğimiz durum bu.
Hatırlayın şimdi bebekliğinizi, dört ayak üstünde, yüzü yere dönük hareket ettiğimiz günleri. Günahsızdık
çünkü geldiğimiz yeri bilirdik ama zamanla ayaklanmaya başladıkça, başımızı yukarıya kaldırdıkça
ayaklar altına aldığımız o toprağın kıymetini, manasını, hoșgörüsünü de ayaklar altında bıraktık.
Ve şu iki dizeyi de aklımızın bir köşesinde tutmak elbet hayatımızda birçok şeyi değiştirir:

“Toprak ol, toprak ol ki gül bitsin sende,
Topraktır zira kavuşan ancak güle.“

BATUHAN KARADUMAN

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.