Ummadık Daş Baş Yarar

(U)-Mutlu Yarınlara

236

Zamanın müşterileri dediğimiz günümüz insanın bazı dönemlerde başı epeyce yoğun
ve kalabalık oluyor, öyle değil mi? Yıkılmışlıkları, yalnızlıkları, yaraları, travmaları,
mutsuzlukları ve daha birçok problem… Böylesine olumsuzluklar ardından nasıl olur da
ayağa kalkabilir, yola devam edebilir ki? Tüm yorgunluklarına rağmen yeniden hareket
etmeye cesareti ya da gücü var mıdır? İnsanoğlunun cesareti umut kavramından geliyor olsa
gerek… Umudu olanlara yarınlar hep güneşli. Umudu olanlara cesaretli olma özgüveni hep
daim.

Peki ya tüm bunlar yoksa? Artık ne gücüm kaldı ne de cesaretim. Yıldım ben, bıktım
ben diyenlerin sesleri daha yüksek ise… Ne yapmalı sahiden? Kabul edip köşeye mi
çekilmeli? Yoksa kabul edebildikten sonra köşede kıyıda kalmayıp yeniden boy mu
göstermeli? Güneşin her yeniden doğduğu sabahlara ümitsizlik ve karamsarlıkla başlamak
ancak sizin gününüzü geceye çevirmiş olur. Sizi sessiz, sizi yorgun ve sizi hüzünlü kılar.
Gökyüzünün olabildiğince mavisindeki ‘umut’ lara bakabilmek ve görebilmek sizi her daim
ileriye taşıyabilecekken kendinizi karanlık, sığ, yalnızlık içinde mahrum etmeyin.

Elbette olumsuz, kötü tecrübeler edinebiliriz. Bu tecrübeler bizleri fazlasıyla
yıpratabilir de. Fakat yola devam edebilmenin, hala bir yerlerde bir şeyler olabileceğinin
farkında olmak ve bu yolu tercih etmek kendinize olan öz-saygınızdandır. Aksi takdirde
kendinizi suçlar veya cezalandırırcasına umuttan ve ümit edebilmekten uzak tutuyorsanız bu
sizin kendinizi kırmanıza ve incitmenize neden olur. Çünkü siz böyle bir durumda kendinize
şefkat gösterebilmek yerine kendinizle çatışma yapmayı tercih etmiş olursunuz. Şefkatinizi ve

merhametinizi kendiniz için kullanmadığınız sürece kendinize yabancılaşır ve kendinizden
soğursunuz. Ve yeniden ilişki kurmanız (kendinizle) oldukça zor olabilir. Burada önemli olan
bireyin kendisi ile anlaşma yapabilmesidir. Anlaşmayı sağlayan bireyler yeniden yola
çıkarken yanına neler alabileceğini bilen kişilerdir. Heybesine, umudunu, ümidini, hayallerini,
cesaretini, öz-saygısını ve şefkatini yerleştirmek onlar için oldukça kolay olacaktır. Yeniden
yola çıkmak, karanlıkta ümitsizce ve mutsuzca beklemekten daha avantajlıdır.

Sahi umudunu yitirmek neye yarar? Bunu hiç düşündünüz mü? Faydası falan var
mıdır? Zorluğu var, hayal noksanlığı var, ümitsizliği var, şükürsüzlüğü var… Zor olan,
umutsuz olmaktır, umutlu olmak değil. Bu yüzden demem o ki umudu olanlara yarınlar
gerçekten güzeldir. Sadece kendinize güvenmeniz ve de sahip olduğunuz, var olan enerjinizi
fark edebilmeniz… Gerisini umuda bırakın… O size güç verir, cesaret verir, özgüvenli kılar.
Ondan alabileceklerinizi asla unutmayın.

Bir şeyleri yapmak, kazanmak ve ya öne geçebilmek için arkanızda güç aramaktan
vazgeçmelisiniz. O gücün desteği bir yere kadar olabilirken, umudunuzun desteği her daim
arkanızda değil yanı başınızdadır.

En yakın yol arkadaşınız umutlarınız olsun… Onlarla (U)-mutlu yarınlarınıza
yürüyün. Ve son olarak kendini yarınları için mutlu hissedenlere;

Umutlu olmak tutkuyu hissetmek gibidir bazen. Tevekküle sevk eder, motivasyon
sağlar ve karamsarlıktan uzak tutar. Umutlarınız bol olsun!

EDANUR OKUMUŞ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.