Ummadık Daş Baş Yarar

Vakıflar Haftası

52

Vakıf kelimesi Arapça bir sözcük olan ‘vakf’ ; sözlük anlamı ile durdurma, hareketten
alıkoyma, hareketsiz bırakma manalarına gelir. Ayrıca ‘tamamen verme’ anlamını da
içerir. Vakıf, VIII. asır ortalarından XIX. asır sonlarına kadar uzanan bir dönemde
İslâm memleketlerinin, özellikle Selçuklular ve Osmanlılar zamanındaki Türk
dünyasının sosyal, kültürel ve ekonomik hayatında ehemmiyetli bir rol oynamış olan
dinî, hukuki ve sosyal bir müessesedir. Vakıflar, toplumdaki mevcut gelir
farklılıklarının giderilmesi, sosyal yardımlaşmanın sağlanarak, fertler arasındaki gelir
dağılımının dengelenmesi ve cemiyetin sosyal huzurunun sağlanması bakımından
büyük önem arzetmektedir. O halde vakıf tüm insanlığın mutluluğunu amaçlayan bir
sistemler bütünüdür.

Türklerin, İslamiyet öncesinde gelen âdet ve gelenekleri; vakıf anlayışı ve kültürünün
bir medeniyet haline gelmesinde önemli katkılar sağlamış, İslamiyet ile birlikte bu
altyapı, semavi değerler ve evrensel ahlaki ilkelerle inceden inceye işlenerek daha da
geliştirilmiştir. Tarihte ilk vakıf; Hazreti Ömer (r.a.) ın Hayber’ in fethinden sonra
ganimet olarak kendisine düşen bir arazinin satılmaması, miras bırakılmaması ve hibe
edilmemesi şartı ile fakir, köle, misafir ve Allah yolunda olanların istifadesi için
vermesi ilk vakıf olarak kabul edilmektedir.
Osmanlı Devleti’ nde başta padişah olmak üzere, hanedan üyeleri, yüksek dereceli
devlet görevlileri, toplumun seçkin kişileri vakıflar kurmuşlardır. Devlet bu vakıfların
korunması için önlemler almış, devlete ait birçok gelir kaynaklarının vakıflara
verilmesini sağlamıştır. Böylece, devletin herhangi bir harcama yapmasına gerek
kalmadan vakıf sistemi sayesinde sosyal, kültürel ve dini hayatla ilgili birçok hizmet
yerine getirilmiştir. Vakıflar yoluyla devletin kuruluş yıllarında fethedilen topraklara
Türklerin yerleşmesini sağlamış ve buraların Türkleşmesini sağlamıştır. Ayrıca şehir,
kasaba ve köylerin büyümesinde, bayındır hale getirilmesinde, eğitim ve sağlık
kurumlarının finansmanını sağlama konularında büyük rol oynamıştır.
Gerek sosyal gruplar arasında dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve yakınlaşmanın
temininde ve gerekse kamunun belli sosyal kriterlere göre şekillendirilmesinde
devletin elindeki en etkili kurumsal vasıta vakıflar olmuştur.

Osmanlılar, servetin belirli ellerde yoğunlaşarak sosyal refah düzeyinde aşırı farklılaşmalar oluşması ve
dolayısıyla içtimai dengelerin bozulmasını önlemek için, kişilerin kendi istekleriyle
kurdukları vakıflardan geniş ölçüde yararlanmışlardır. Osmanlı sosyo-ekonomik ve
kültürel hayatının neredeyse tamamını kuşatabilecek şekilde konumlanan vakıf
sistemi, günümüzde de dünyanın dört bir yanında hâlâ hayatın vazgeçilmez sosyal ve
siyaset kurumları arasında olduğu inkâr edilemez bir gerçek olarak karşımızda
durmaktadır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.