Ummadık Daş Baş Yarar

Dijital Eğitim

375

Bill Gates, kendisiyle yapılan bir mülakatta (A Conversation With Bill
Gates About Future of Higher Education. The Chronicle of Higher
Education. 25 haziran 2012) teknoloji kullanılarak, eğitimin
dönüştürülmeye çalışılmasına dayalı modelin “gerçekten kötü bir
sicilinin olduğunu” ifade ediyor. Onun yaklaşımı, basit bir şekilde
tablet bilgisayarlar veya diğer teknolojik araçları tedarik ederek,
eğitimin dönüşmesini ümit etmek değil. Hemen herkes, bu görüşe
katılabilir. Fakat, dünyadaki ve Türkiye’deki uygulamaların kötü sicili
“başka bir şey yapmak lazım” fikrini güçlendiriyor. Zorlama ihtiyaçlar
yaratma, kültürü yeterince dikkate almama, eğitsel model kurmadan
öğrenme süreçlerini harekete geçirme, yapılanlardan ve yaşanan
deneyimlerden değil, yazılanlardan yola çıkma, başarısız deneyimlerin
gerekçesi olabilir. Bill Gates Vakfının, Apple Vakfının ve daha birçok
kamusal veya üçüncü sektör kuruluşlarının teknolojiyi sınıfa sokma
girişimleri, başarısızlık hikayeleriyle dolu. Dünyada olduğu
gibi,Türkiye’de de yüz milyonlarca dolar zarara yol açan başarısız
girişimler mevcuttur. BT laboratuvarları, okullara 1 milyon bilgisayar,
bazı illerdeki her öğrenciye notebook ve daha birçok proje
ülkemizdeki başarısızlık hikayelerinden bazılarıdır. Ancak, konuyla
ilgili girişimler hem ülkemizde hem de Tayland, Güney Kore,
Portekiz, ABD gibi ülkelerde devam etmektedir.
Özellikle, son on yıldır dünyada bilgisayarların ve teknolojinin eğitime
nasıl destek sağlayacağı konusu tartışılıyor. Bilgi ve iletişim
teknolojileri, ilk başlarda öğrencilere hayatlarında kullanacakları
teknolojik becerileri kazandırmak olarak algılanmıştır. Ancak, daha
DİJİTAL EĞİTİM 1
sonraları teknolojinin okullarda eğitim ve öğretim amaçlı kullanımı
öne çıkmaya başlamıştır. Dijital eğitim, öğrencinin
öğrenme hızını, şeklini ve ihtiyaçlarını baz alarak eğitimin
bireyselleşmesi açısından son derece stratejik bir öneme sahip
olmuştur. Ayrıca,uygun şartlar sağlandığında dijital eğitim araçları
sayesinde, fırsat eşitliğinin sağlanması kolaylaşmaktadır. Sosyo‐
ekonomik seviyesi düşük öğrenciler bile bu araçlar sayesinde bilgiye
daha kolay ulaşabilmektedir. Böylelikle “Hep fen ve anadolu liseleri
bilim yapsın, sınırlı olan kaynağımızı oraya ayıralım” anlayışını
değiştirebiliyor, bilimin, iyi matematiğin, iyi fiziğin sadece belirli bir
zümrenin değil de herkesin erişimi olacak şekilde olmasının da yolunu
açıyor aslında bu iş. Dijital eğitimin önemli sacayaklarından biri de
STEM+ A.
STEM, Science (Fen), Technology (Teknoloji ), Engineering
(Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) kelimelerinin baş
harflerinden oluşan bir kısaltma. Fen öğretimini kapsayan alanların ilk
ve orta öğretimde bir bütün olarak değil de, birbirinden ayrı olarak
öğretilmesinin sakıncalarını bertaraf etme fikrine dayanıyor ve
dünyada giderek daha fazla önem kazanıyor. ABD’de 2012 yılından
beri STEM eğitiminin önemine dikkat çekiliyor; eyaletlere STEM
konusunda öğretmen yetiştirmek için ödenek ayırılıyor.
Türkiye’de de son yıllarda her düzeyde eğitim, araştırma ve geliştirme
faaliyetlerine ayrılan fonlar, okul ve araştırma tesisleri, bilim insanı ve
araştırmacı sayıları bakımından çok ciddi gelişmeler kaydedildi.
Kısaca, bilim ve eğitim alanında nicel açıdan büyük bir büyümeyi
gerçekleştirdik. Bununla birlikte eğitim ve bilim alanında “kalite ve
etkinliğin artırılması”, önemli bir ulusal ihtiyaç olarak
gündemimizdeki yerini korumaktadır. Eğitimde kalite ve etkinliği
sağlamada, teknik ve fiziki imkânlar tek başına yeterli değildir. Türkiye
ne yazık ki pek çok açıdan stem ile ifade edilmek istenen anlamda
DİJİTAL EĞİTİM 2
dinamik bir eğitim sistemine ve alt yapısına sahip değil. Oysaki
yenilikçi bir ekonomi, rekabetçi bir ülke olmak için, fen ve matematik
ya da diğer yetkinliklerden istenen sonucu alabilmek için
fark etmediğimiz derecede önemli bir rolü vardır sosyal ve beşeri
bilimlerin. Neden? Çünkü insanların düşünce çerçevesinin oluşumunu
da ve temel değerlerinin teşkilinde de sandığımızdan büyük bir öneme
sahiptir. Dolayısıyla bu eksikliğin görülmesi önemli. Oradaki bilim
sözcüğünün Batıdaki dar anlamıyla almak fahiş bir hatadır, hele hele
bizim gibi ülkeler için. Türkiyede eğitime bu kadar zamandır büyük
yatırım yapıldı. 2002’de ayrılan fonlar binde 0.5 iken şuan 1.1’ e
ulaştı. Ancak, bilgisayar dağıtmakla, okul binalarını modernize
etmekle iş bitmiyor. Bunlar gerekli ama yeterli değil. Olayı bütünsel
görmek, stratejik bakmak zorundayız. Dolayısıyla şuan Türkiyenin her
düzeyde bilimi, araştırmayı proje bazlı ekip çalışmasını özendiren,
STEM+A ile de anlatılmak istenen işi okul öncesinden lisans düzeyine
kadar gerçekleştirmeyi öngören devrimsel sayılabilecek bir eğitim
reformunu yapmak zorundayız. Dijital Eğitim ile bugün değişen
sadece çalışma ortamımız değil. Yani aslında endüstrinin ilerleyişiyle
birlikte yaptığımız şey yalnızca bilgiyi kitaptan alıp dijitale geçirmek
değil. Esasen bilginin kendisi değişiyor. Eskiden ansiklopediler
fasiküller halinde alınıp birleştirilir, evin büfelerine, en üst taraflara
konulurdu. Önceden bilgi hep ulaşılması gereken bir şey olarak
görüldü. O bilgiye sahip olan kişi bizim için değerli oldu. Bu belki bir
profesör oldu, belki bir başkası, ona daha çok şey bildiği için daha çok
değer verdik. Şimdi bugün geldiğimiz noktada -her ne kadar bazı
sorunları olsa da- wikipedia diye bir gerçek var. Bilgi orada ortada
duruyor. Siz gidip o bilgiyi değiştirebilirsiniz, bir başkası onu tekrar bir
başka şekilde de değiştirebilir. Yani bilgi, değişmeyen, bizim için kutsal
bir şey olmaktan artık bugün farklı bakış açılarının, farklı grupların
etkilemeye çalıştığı dinamik bir sistem haline geldi. Bu da şu demek
aynı zamanda Bir tıkla dünyada erişemeyeceğimiz bilgi yok. Bilginin
kendisi böyle değişince o zaman uzmanlık dediğimiz şey de değişiyor.
DİJİTAL EĞİTİM 3
O bilgiye sahip olduğunuz ölçüde değil o bilgiyle ne yaptığınız, ne
ürettiğiniz mühim ve ürettiğiniz ölçüde bugünün dünyasında değerli
hale geliyorsunuz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.